Karalamalar

Bisikletle Kaş’a gidebilmeyi düşünmek

Yine bir aylık aranın ardından artık yazayım dedim. Başka şeyler yazacaktım lakin kısmet bu yazıyaymış. Yıllık izne çıkmayı planladığım günden beri bisikletle Kaş’a gitmeyi düşünüyordum. Teyzemin yeni yaptırdıkları apartta kalacaktım. Daha doğrusu hep beraber kalacaktık. Müşteri olmayan günlerde kendileri de kalabiliyor, olan günlerde alt kata geçiyorlardı.

Geçtiğimiz pazar günü tüm hazırlıklarımı yaptım. Bisiklette lazım olabilecek tüm malzemelerimi aldım. Pazartesi sabah 5:30 gibi pedala bastım. Normal seyrinde ilerleyen yolculuğumda çok sıkıldığımı düşünerek Spotify’dan hareketli müzikler açtım. Kendimi motive etmeye çalışıyordum. Pekte işe yaramıyordu çünkü dümdüz asfaltta dinozor olsa sıkılır. Böylesine uzun yollar bir şekilde gidiliyor ama yanında birisi olmadığında dehşet ötesi sıkılıyorsun. İlk dinlenme yeri olarak Kemer Devlet Hastanesi’nin yanındaki üst geçit işe yaradı. Biraz gölgelikti ve yeşil otlar vardı. Vücudu fazla soğutmadan su, powerade ve çikolata gömüp yola koyuldum.

Yolculuğumun en sıkıcı saatleri başlamış oldu. Adrasan’a kadar hafif ve zor rampaları atlattım. Kumluca’ya iniş mükemmeldi lakin hakimiyeti kaybetmemek adına çok hız yapamadım. Çünkü en ufak bir taş beni telef edebilirdi. Kumluca’yı da geçtikten sonra Finike’yi bir türlü bitiremedim. Sahil yolundaki bir otobüs durağında dinlendim. Su ve powerade yanında metro proteinli bar gömdüm. Böyle uzun yolculuklarda aperitif yanında bol bol su ya da tuz oranı fazla olan içecekler içmelisiniz. Kaslarınıza kramp girer bunu yapmazsanız. Dinlendikten sonra tekrar yola koyuldum. Bu arada Finike’ye vardığımda saat 13:30 sularıydı. Evden 05:30’da çıkmıştım…

Bitmeyen ve ölü gibi kokan düz asfaltlı Finike’yi de bitirmiştim. Sıradaki etap 28 km ile Demre’ydi. Yıllar önce, aklımda kaldığı kadarıyla Demre yolunun çok virajlı ve dar olduğu düşüncesi beni biraz tırsıttı. Ama öyle değilmiş. Yolu genişletmişler ve asfaltı harika. Zaten tehlikeli bir yol olduğu için araçlar hep yavaş gidiyorlar. Çocukken Demre’den geçtiğimizde denize düşen araba görmüştüm. Korkularımı depreştiren bu görüntü hiç aklımdan çıkmıyor. Standart sıkıcılıktaki Demre etabını tamamladığımda saat 17:0’ydi. Bisikletle yolculuğumun sonuna gelmiştim. Kaş rampaları çok fena. Bisikletle geçebilmeyi çok isterdim ama karanlıkta bisiklet sürmek bazen tehlikeli olabiliyor. Sanırım biraz da yorulmuştum. Gidilmesine gidilir ama heyecan aramaya gerek yok. Demre’ye kadar geçen süre 10 saat!

Kaş rampalarını gördüğümde kuzenimi aradım. Arabayla gelip beni aldı. Rampaları gördükçe ben buraları hayatta çıkamazdım diyordum. Popomun rahat bir koltukta gitmesi kadar keyifli bir şey yoktu. Canım popom.

Bu arada güneşin sürekli arkadan gelmesinden dolayı bacak arkalarım ıstakoz gibi kızarmıştı. 50 faktör krem kullandım fayda etmemiş. Bacağımın yandığını Finike’de fark etmiştim. Tek bacağım yanmıştı o saate kadar. Diğer bacağım neden yanmadı anlamış değilim. Demre bitişine geldiğimde diğer bacağımın da kızardığını fark ettim. Ertesi gün eczaneden Lamiderm aldım sürdüm. İşe yaradı mı bilemiyorum ama belki sürmeseydim daha farklı bir şeye dönüşecekti. Şu an yüzeyde minnak bir acı var. İlk güne göre kızarıklığı daha iyi durumda.

Kaş’a vardığımızda çitilene çitilene yıkandım. 3 saatlik uyku sonrası fişek gibi olmuştum. Soğuk bir döneme denk geldim sanırım. Apartın bulunduğu yer yükseklerde olduğu için püfür püfür esiyor. Ayrıca soğuk esiyordu. Balkonda rüzgarlıkla oturdum. Ama manzarası harika ya. Yemek yedim, dinlendim, gezdim, terledim, yürüdüm. Teyzem’in apartının yeni olmasından dolayı yapılacak işler vardı. Onlarla ilgilendim. Yapılacak işler hala var lakin benim tatilimin son günü gelmişti. Dönüş için merkeze otobüs durağına geldim. Yükledim eşyalarımı dooooğru Antalya. Otobüsle geri döndüm çünkü o yolları tekrar gidebileceğime popom inanmamıştı. 4 saat kadar sürdü yol. Hiçte sevmem otobüs yolculuklarını. Midem kalkmıştı ama kusmadım. Çubuk kraker ve su rahatlatmıştı midemi.

Kaş’ta tatil yapmayı planlıyorsanız bana haber verin. Aşağıdaki videoyu izleyin. Çok geniş ve ferah bir apart ortamı var.

https://www.instagram.com/p/CB0gsHkpzWRatDgZMlVLgmaoTVKCvsSBTkb-V00/?hl=tr

Kaş’a ilk defa gitmiştim. Gezilecek çok yeri olmasa da etrafıda gezilecek çok fazla yeri var. Şu aralar zaten gitmek için en iyi dönem. Yerleşik halk dışında çok az yerli ve yabancı turist var. Barlar gece 12’de kapanıyor. Sessiz sakin tatil yapmak için on numara yer. Muhtemelen seneye tekrar gideceğim.

İlginç iki anım oldu Kaş’ta. İlki kocaman domuzların yanımıza kadar gelmesi. O esnada mangal yakıyordum. 2 metre ötemde homur homur geziyorlar :D. İkincisi ise biraz paranormal sanırım. Balkonun ve teyzemin odasının kapısı hava girsin diye açık bırakılmış. Balkon kapısına sandalye koymuşlar kapanmasın diye. Gün ortası oluyor bu. Dışarı çıkıp eve geldiklerinde sandalye olması gereken yerde değil ve kapı kapanmış. 3 gece önce teyzemin odasının kapısı açıkken kapanmış. Bir şeyler dönmüş ama ne olduğu belli değil. Daire dördüncü katta bu arada. Bu da böyle bir anımdır.

İşte öyle sayın okur. Kaş’tan gelir gelmez duşumu aldım, yemeğimi yedim koşa koşa arkadaşlara gittim. Özlemişim kerataları. Kafeye oturduk çay kahve muhabbet.

Kuzenle Kaş’a giderken 2 bisikletliyle karşılaşmıştık. Tam emin olamasam da Diyarbakır’dan farkındalık oluşturmak amacıyla Türkiye turuna çıkan bisikletlilerle karşılaşmış olabiliriz. Haber linki şurada.

Seyahatimde kullandığım bisiklet Carraro Big 2920 modelidir ve rampaları daha rahat çıkabilmeyi sağlayan donanıma sahiptir. İncelemek için şuraya tıklayınız.

2 yorum

Yorum bırakın