Karalamalar

Doktorlar feci halde soğukkanlı

Uykum henüz teşrif etmemişken birkaç mırıldanayım istedim. Dün öğlen saatlerinde kol alçımın çıkması için doktora gittim. Sıra üstüne sıra beklerken, personellerin bizden önce alınmasına bıdı bıdı eden hastalarla göz göze geldim. “Bizim numaramız 94, neden 100’ü alıyorlar!?”

Personeli almayacaklar da kimi alacaklar? Bir önceki röntgen randevumda da personel önceliği vardı. Herkes beklerken ve fişi işletmeden içeriye giren hastanın anası babası ile az buçuk münakaşa geçti ama ateşleyen olmadı. Kolum sakat olmasa tekmelerdim o herifi. Sinirli değilim ben!

Arka planda çalan Mabel Matiz mest ediyor şuan (03:29)

İşte öyle böyle derken ilk sıra alma sırasına girdim. Bekle anam bekle. Niyahet içeri girdim röntgen ve alçı için fişimi aldım. Alçı odasında eli testereli kadın bayağı bir korkuttu aslında. Testere dediğim şey de mini bir spiral makinesi. Alçıyı keserken koluma da değdiğini fark ettim. “La bu nabıyo” dedim içimden. Spiral, ayraç (bunun adını bilmiyorum, makas gibi sağa sola açılıyo) ve kalınca bir makasla alçıyı çıkardık. Hafiften ağrı yapmıştı ve yukarı doğru kalkmış bir şey vardı.

Korktuğum başıma gelecek miydi?

Tırsa tırsa Röntgene gittim. Yine burada personel önceliğiyle karşılaştım. Herhalde buralarda normal böyle şeyler. Röntgenden sonra yine doktor sırası bekledim. Önümde üç kişi var ama içerisi ve dışarısı yıkılıyor, bana hiç sıra gelmeyecek sandım.

Ve başlığa gelirsek;

Abi içeri bir girdim, doktor benim bileği bir aldı eline. Yukarı bir kaldırdı. “Aaaaa” dedim yüzüne, sanki çocuk azarlıyom anasını satayım. Bağırdım resmen, olayın olduğu ilk gecede de yine aynı doktora “Laaan” diye çemkirmiştim. Nasıl ağrıdır o öyle, kırıkta bu kadar acımamıştı. Doktorlar bu cesareti nereden alıyorlar ki? Bilek kırılsaydı bu 33’lük adamı ağlatabilirdi. Langur lungur oynadı bilekle, beni hiç düşünme.Çığlık atmama ramak kalmıştı.

İlaçlar, kremler, vitaminler

Şimdi sıra iyileşme sürecinde. Kemikler harika bir şekilde oturmuş kaynamış. Reçetem biraz kabarıktı, D vitamini, Bi-Prefenid, sargı bezi, Tantum jel krem. Bunları ben kırık sonrası tedavi için kullanıyorum. Yazıyı okuyup bunları kendi tedavinizde kullanmayın, doktorunuza başvurun.

Bana esnemeyi özleten kırıklara veda edip egzersizin verdiği acıya merhaba diyorum.

12 yorum

  • Geçmiş olsun Kuzgun! Umarım bir an önce iyileşirsin. Doktorlar bu denli soğukkanlı olmasalar bu mesleği yapamazlar. Hele cerrahlar, sanırım onların kanı saf buzdan. Gerçekten cesaret gerektiren ve bence günümüzün en değerli mesleklerinden birisi doktorluk.

  • Geçmiş olsun. Desene kemik suları işe yaramış. Alçı çıkanca gerisi daha kolay. Fizik tedaviye gitseydin. Asıl orada adamı acıdan kıvrandırıyorlar. Jeller kremler ile atlatabilirsen sanşlısın.

  • Öncelikle geçmiş olsun. Evet, doktorların operasyon sırasında soğukkanlı olmaları önemli, ancak bazen bu soğukkanlılık felaketlere de sebep olabiliyor.

  • Valla bu doktorlar pat küt; “kanser oldun, öleceksin, şu kadar ömrün kaldı..” söylerler hiç acımazlar Allah korusun.. Bu kadar net olmalarının sebebi de yine hastalar.. İki gün sonra vay efendim bana demedin eksik söyledin filan uğraşmamak için. Tabi dozunu da ayarlamak lazım. Şimdi biz çıtır hasarlar için gidiyoruz ama yaş ilerlediği zaman maazallah neler olmaz.

Yorum bırakın