Karalamalar

Haftalık Z Raporu #11

Günlerden Perşembe, saat 00:42’de yazıya başladım. Önümde bir kase kornfıleyks, solumda iki tane yerli muz ve mutfakta da yenmek için bekleyen bir kase tuzsuz Nevşehir kabak çekirdeği var.

Gün ortasında arkadaş aradı. Bisikletine iki tane iç dış lastik almaya çıktık. 35 TL’lik dandik ötesi dış lastiklerden alıp evlerine doğru yola çıktık aha bu arabayla.

Yok bu değil onun arabası. Sadece aynı araç.

Sonradan fark ettik ki lastiğin bir tanesi hasarlı. Yukarıdaki aslanla geri dönüp değiştirdik. Tekrar eve doğru yola koyulduk. Anam bu ne trafik? Çağımızın vebası olmuş durumda. Neyse işte vardık eve, iki adet dünyanın “ilk” bisikleti karşıladı bizi. Kat kat olmuş çamurlar, pastan erimiş kadro ve yağlanmamış donanımlar adamı ölüme götürür. Zaten frenler çalışmıyordu. Tellerini sıkıp çalışır hale getirdik. Diğer bisikletin sadece frenini ve lastiğini hallettik. İş bitince çıkıp yemek yedik. Leonardo’nun, 2,36 saatlik filmi Revenant’ı soluksuz izledik. Ben bu filmi izlemek için neden bu kadar bekledim anlamadım. Oscar’ı haketmiş namıssız.

Filmden sonra biraz nargile tüttürdük. Ben çay içtim, arkadaşım bira. Nargilenin yanına en iyi çay yakışıyor aga. Uzun zaman sonra nargile içmiştim. Bu arada en sevdiğim Love 66.

Vefat eden amca

Muhabbet muhabbeti açarken elim bir kaza sonucu vefat eden amcasının nasıl öldüğünü anlattı. İçim cız etti. Geçen aylarda da dedesi vefat etmişti. Amcası (94) gece iki gibi evden çıkmış, saatlerdir geri dönmeyince tüm köylü aramaya çıkmış. Yürüdüğü yolda 10-15 metrelik dere yatağına yuvarlanmış. Bayağı hırpalanmış düşerken. Çarpa çarpa düşmüş ve sırt üstü vefat etmiş. Savcı gelene kadar 5 saat geçmiş oynatmamışlar yerinden. Az akan suyun içinde saatlerce bekletilmesi büyük ayıp. Öyle işte. İnsanın içi bir hoş oluyor.

Hazır bisikletler tamir edilmişken turlayalım istedik. Arkadaş hanımıyla ve ben yardır yardır Konyaaltı sahiline gittik. Standart bir turdu. Havanın hala soğuk olmasından dolayı üşüdük ve evin yolunu tuttuk. Şuan saat 00:59 ve yat saati. Yarın güzel geçer umarım.

Günlerden Cuma…

Gün atlamadan yazıyı biraz daha yeşillendireyim istemiştim fakat iş çıkışı koştur koştur eve gelip üstümü değiştirip maça gitmem gerekiyordu. Bu yüzden bu yazı Cumartesi 00:20’de yazılmaya başlandı. Olsundu, Cuma günüm nasıl geçti anlatacaktım…

10:30 gibi uyanmaya çalıştım. Bir hışımla yanımdaki pet şişeden suyumu içtim ve tekrar yattım. 10 dk. kadar debelendikten sonra nihayet kalkabildim. Annemden iki dilim peynir, biraz zeytin istedim. Yanına beş yumurta kaynatıp höpür höpür yedim. Evet 5 yumurta, hergün…

Vefat

Evden çıktım her zamanki monotonlukla işe gidiyordum. İş yerine 500 metre kala iki ekip arabası ve bir ambulans gördüm. Sedyeyle birini ambulansa koyuyorlardı. Döneceğim yerden dönmeyip yanlarından geçeyim dedim bir de ne göreyim. Ölü bir vatandaş! Nasıl ölmüş bilmiyorum fakat üstü başı pert olmuş şekilde sedyede yatıyordu. Bir evden falan da alınmamıştı çünkü durdukları yer otobüs durağıydı ve sağında solunda ev yoktu. Topraklı ağaçlı bir arazi vardı. Acaba oradan mı bulmuşlardı? Olabilir bak bu. Bir polis memurunu kusarken gördüm. Yaşı biraz ufak gibiydi. Galiba sektöre yeni başlamış. Yavrum dayanamamış gibiydi. Şu yaşıma kadar hiç ölü görmediğimi biliyor muydunuz? TV’lerde gördüm ama direkt olarak görmek ruhumu daralttı.

Hafta biterken…

Cumartesi günü iş çıkışı spora gittim. Bacak günüydü ve ben yine öküz gibi abandım aletlere. Hep bir iki tık fazla ağırlıkla çalışmaya başladım. Bilek kırılması sonrasında daha dikkatli davranıyordum. Daha ağır deneyeyim dedim, 17,5 dumbell’larla giriştim shoulder press’e. Kırıktan önce destekle 20 kg basa biliyordum ama az sayı, fazla tekrar yapıyordum. Gücümü yavaştan toplayabilmem motivasyonumu arttırdı.

Spordan sonra eve gelip duş alıp beş dilim pizzayı gömdükten sonra sokağa attım kendimi. Çok hafif yağmur yağıyordu. Bisikletle çıkma düşüncesi vardı aklımda ama hafif ıslak zeminde bisikletler dehşet saçıyor. Atladım otobüse arkadaşa doğru yola koyuldum. İndiğimde markete uğrayıp birkaç meyve aldım beraber yeriz diye. Hepsini ben yedim dgasfhgas. iki muz, bir ananas ve 200 gr kabak çekirdeği…

Depresyon hali ?

Arkadaşım sabah kalktığında depresyon haliyle uyandığını söyledi. “Noldu la” dememle başladı anlatmaya. Bence dert edilcek şeyler değil ama gelin size durumu anlatayım. Gıybet gibi olacak sanki bu 🙂

Şimdi benim bu arkadaşım MEB bünyesinde engelli öğretmeni. Her günü bağırış, kavga, gürültü ve pis işlerle geçiyor. Bunu yıllardır yapıyor. Bazen şikayet ediyor bazen muhteşem bir işinin olduğunu söylüyor. Projeler üretip Tubitak’a gönderiyor falan. Bir süre sonra her gün gördüğü insanlardan “yamuk” yiyor. Yamuk şu; İki üç kişi toplanıp bir şeyler konuşuyorlar, benim arkadaş geldiğinde konuşmayıp susuyorlar. Bunu bir kaç defa fark etmiş. Öncesinde gittikleri mekanlarda gruplaşmalar yapıp arkadaşımı saf dışı bırakıyorlarmış. Son zamanlarda böyle olmuş gibi söylüyordu. “Kes arkadaşlığı” dediğimde daha çok üzülüyordu. “Niye böyle yapıyorlar” diye soruyor kendine. Bu işin içinde birazcık o. çocukluğu olabilir çünkü gidilen mekanlara hep çağırılır. Kendisi bir plan yapmaz anlayacağınız. Hem çağırılıp hem dışlamak büyük ayıp.

Arkadaşım yıllardır tek yaşamakta. Sebebi ise farklı şehirlerde çalışması, atanması falan. “Ailem başka bir şehirde ben başka bir şehirdeyim, çok özlüyorum” diyor. “Yapacak bir şey yok, hayatın böyle geçecek” dediğimde daha çok üzülüyor. Kendisi oğlak burcu sanırım. Tavsiyeniz varsa yazın ben de arkadaşıma ileteyim.

Ekşi sözlükte “Tek yaşayanların loser olması”, “Evde tek başına yemek yiyen insan” vs. gibi başlıklar okuyor canı daha çok sıkılıyor. “La kasma bunlar hayatın getirdiği şeyler” dediğimde bir başka konuyu açıyor. Arkadaşlarıyla toplandıklarında arkadaşları arabadan, spordan, cinsellikten bahsediyormuş. Bu da bu muhabbetleri sevmediği için ve konuşacak bir şey bulamadığı için susuyormuş. Arkadaşı başka kişiye yöneliyormuş sohbet için. Bilinmeyen bir konu hakkında konuşmak zaten saçma değil mi? Araba kullanmayı bilmediği için, bisiklete binemediği için, göbekli ve miskin bir yapıda olduğu için kendine sürekli kızıyormuş. La bi sal artık kendini!

Uzun uzun konuşurken başka bir konudan bahsetti. Üniversiteden bir arkadaşı röportaja gelecekmiş. Bu arada kendisi Türkiye’nin en büyük Madonna fanlarından birisidir. Bazı internet gazetelerine konu bile olmuştur. Zamanında Madonna’nın menajeri kendisine ulaşıp, koleksiyonundaki bütün Türk dergilerini istemiş, arkadaşım vermemiş. Krala bak ya Madonna’ya gider yapmış 🙂 Bunu duyan Madonna imzalı bir dergisini göndermiş. Ben bütün koleksiyonunu görmesem de Madonna imzalı dergiyi gördüm. Üzerinde “To Cem” yazıyor. Neredeyse 30 yıldır koleksiyonuna parça katıyor. Yurt dışı içi fark etmiyor, beğenirse alıyor ya da takas yapıyor. Toparlayayım ve sözü size bırakayım. Sizce arkadaşım gereksiz bir depresyon halinde değil mi?

Haftanın dibini sıyırırken…

Arkadaşımın üniversitedeki arkadaşı eve gelmiş röportaj için, sanıyorum ki koleksiyonunu da sergiye açacaklarmış. Akşam üstü yazıştık. Gidip kendimle ilgili röportaj yaptıracağım sghagh.

Mükemmel bir vücut yorgunluğu var üzerimde. Bunun sebebi dünkü ağırlaştırılmış spor. Bir yandan iyi, bir yandan kötü ama olsun alışırım buna ben.

Hafta bitti, ben de bittim.

5
Kimler Neler Demiş?

avatar
4 Yorumlayanlar
KuzgunCem KazanefsunBir Tutam Karınca Son yorum yapanlar
  Yazılara abonelik?  
en yeniler en eskiler en çok oylananlar
Ne istersin canısı?
Bir Tutam Karınca
Yorumcu
Bir Tutam Karınca

Ölü görmek pek güzel bir deneyim değil. Ben ilk defa ortaokul çağımdayken görmüştüm. Yanlışlıkla olmuştu. O görüntüyü hiç unutamam. Sonrasında babamı gördüm. Onun şokunu atlatmam senelerimi aldı. Bak şimdi yazarken de yüzü aklıma geldi. Ölüm çok sevimsiz bir şey.

efsun
Yorumcu
efsun

Haftalık Z raporlarını okumak gerçekten keyifli oluyor. Kısa kısa hem oradan hem buradan derken nasıl okuduğumu, yazıyı nasıl bitirdiğimi de anlamıyorum. Biraz buruk bir içerik olmuş tabii ki. Ölüm her yerde acı. Ancak arkadaşınızın amcasına yapılan zorunlu prosedürlerin ürünü olmaktan korkarım bende. Sessiz sessiz uyurken ölüp gideyim, yıkayıp gömsünler isterim… Kimse çekmesin.
Ölü görmek işi biraz ilginç, ben ne yazık ki ilk olarak annemi gördüm. Sanırım son olacak. Bir daha kalırabileceğimi sanmıyorum. O yüzden kimse yaşamasın diyebilirim.
Kalemine sağlık, sevgiler.

Cem Kazan
Yorumcu
Cem Kazan

Arkadaşınla adaşmışız 😂 Bende de arada depresyon oluyor. Dediğin gibi biraz akışına bıraksın.