Karalamalar

Haftalık Z Raporu #12

Yine her zaman olduğu gibi yorgun bedenimle başlıyorum bu yazıya. Günlerden Çarşamba, fonda Pera…

Yatağım geldi

Anamla iki haftadır beklediğimiz simsiyah deri yatağım nihayet teşrif ettiler. Almaya gittiğimizde 10 güne kadar gelecek demişlerdi. Her şey para alana kadar mı be?! Pazartesi günü geldi yatağım. Gelmeden yarım saat önce aramışlar. Annem bir güzel kalaylamış bunları. Kem küm eden firma görevlileri özür dilemişler. Kamyon gelmeye yakın ben çıkıyordum işe gitmek için. Bir güzel yerleştirmişler yatağı. Üst komşu, yan komşu organize olup çarşaf, yorgan vs. halletmişler. Ben işten geldiğimde yan komşu annemin yatağının çarşaflarını takıyordu. Her neyse işte baza ve yatak için sipariş verdikten 3 gün sonra eski baza ve yatak kalkmıştı. Eski yatakta yerde yatıyordum. İşin ilginci yer yatağının beni korkuttuğu oldu. Nedensiz bir korkuyla yatıyordum yerde. Psikolojik bir sorunum mu var acaba? Benim eski bazayı diğer yan komşuya vermiştik. Kendi bazası çok geniş özel üretimdi. Beş parçaya bölüp kaldırdık. Komşunun bazası yatağa uyumsuz olduğu için yatağın da perti çıkmış, bel vermiş dört köşesinden. Bendeki yatağı da vermiş annem. Komşunun yatağı da üst komşuya gitmiş. Döşek fırtınası oluşmuş binada hshjashjsa. Yatağın ebatları 120×200. İkiz yatak olan bir modelden yapıldı. Tam istediğim türde bir yatak oldu. Ne büyük ne de küçük. Tam ayarında. Yatağın fotoğrafını atmak isterdim ama muazzör üşengecim.

Üzgün salı

Annem banyodayken ayağı kaymış. Ayağının kayması gözünün kararmasından, gözünün kararması da açlıktan! Yemek yememiş ev işi yapıp durmuş. E buna can mı dayanır be ana? El bileğinin üzerine düşmüş. Hastaneye gitmişler beni de hiç aramıyorlar. Ben bu evde tuzluk muyum acaba pardon? Doku zedelenmesi oluşmuş. iki gündür biraz acı yaşatıyor. Ağrı kesici krem kullanabiliyor sadece çünkü ağrı kesici hap midesini bozuyor. Dünkü şişliği yok, hafif kemik ağrısı çekiyor sadece.

Salı’yı Çarşamba’ya bağlayan saatler

Netflix’e sardım saralı ilginç keşifler yapıyorum. Sıra Dışı adlı belgesel gibi programlar var. Uzaylılarla, “gerçek kanıtlarla” ilgili bir program. En azından izlerken öyle hissettiriyor. Ayrıca bu olayların gerçek mi yoksa kandırmaca mı olduğu bilinmiyor.

Stan Romanek ismini duymuş olabilirsiniz. Uzaylılar tarafından kaçırılıp, uzaylı bir hatunla çiftleştiriliyor ve çocukları oluyor. Çocukları haliyle uzayda. Bir telefon görüşmesi sayesinde bunu anlayabiliyordum. Evet, uzaydaki çocuğu Stan’i bir başka diyardan arayabiliyor. Belgeselde çok çok fazla detay var. Uzaylı temasından sonra tüm gücünü bu varlıklarla alakalı işlere adıyor. Bazı uzay toplantılarına konuşmaya gidiyor falan. İşler sonrasında daha da kızışıyor. Tüm gün tüm gece mümkün olan her dakika kamera ve fotoğraf makinesini kullanıyor. Amatör kamerayla öyle görüntüler yakalıyor ki insanın nutku tutulabiliyor. Gece görüş kamerasıyla uzaylıları “resmen” kaydedebilmiş. Yine makinesiyle kedisinin fotoğrafını çekerken başka bir detayı fark etmiş. Fotoğrafta olmaması gereken bir yüz. Ama bu yüz biraz farklı. Stan’in “benim kızım” dediği varlık aşağıda.

Gözleri biraz büyük gibi değil mi? Böylesine bir detay fena ürkütücü gelmişti. Stan’in hikayesine göre bu ufak kızın adı Kioma ve Stan’in çocuklarından birisi sadece. Uzaylı hatunla çifleştikten sonra hayal meyal hatırladığı altı yedi tane çocuktan birisi. En çok Kioma ile görüşme ve görsel temas sağlayabilmiş. Stan’le konuşan başka biri daha var. Muhtemelen birlikte olduğu hatun, insan şeklinde konuşabiliyordu. Stan’e “Starseed” diyordu. Yine aşağıya bir fotoğraf bırakacağım. Bu fotoğraf bir UFO toplantısında çekilmiş.

İlk fotoğraftaki kızı pek andırmıyor. Bunun kaşları farklı görünüyor. Gözleri kapalı olduğundan büyük mü normal boyut mu anlayamıyoruz. Çok alakasız da olabilir. Sonuçta UFO toplantısına gidiliyor. Makyaj hilesi olabilir. Asıl korkutucu olanı, yaşadığı olayların bir çoğunda eşinin ve arkadaşlarının da yanında olması. Ya topluca bir oyun oynadılar ya da gerçekten bu adam uzaylılarla temasa geçti. Belgeseli izlemeye devam ederken iyice gerildiğimi fark ettim. Dikkatim biraz dağılsın diye instagram’da takıldım. Sonrasında yine belgeseli izlemeye başladığımda ilginç bir anısını anlatıyordu. Stan çatısını tamir ederken aşağı düşüyor. Büyük bir darbeyle bağları kopuyor, başka şeyler de oluyordu hatırlamıyorum şu an. Doktora gidiyor, ayağına işlemler yapılıp eve gönderiliyor. Bir sonraki akşamına uzaylılarla temasa geçiyor. Stan hipnoz olduğunu söylüyordu belgeselde. Uzaylılar Stan’i götürüyor, ayağını iyileştiriyorlar. Kapı gibi doktor raporu olmasına rağmen Stan bunu nasıl başarabildi? Yine akla doktorun sahte rapor vermesi geliyor ama ya öyle değilse? Aşağıdaki fotoğrafta bacağındaki delikleri görebilirsiniz.

Stan’e göre bu izleri uzaylılar yapmış. Platin takılmış ve ayak iyileştikten sonra platinler kaybolmuş. Olayların içinde arkadaşlarının ve karısının olması olayın sahteliğini çok sorgulatmasa da bence bu topluca, ayrıntılı ve en ince detayına kadar düşünülmüş bir hikaye. Çünkü evin garajında yakaladığı uzaylı varlığı takip etmiyor. Varlık garajdan kafasını çıkarıyor ve geri çekip kayboluyor. Fiziki bir varlığın saniyeler içinde kapalı bir yerden kaçması pek olası değil. Belgeseli izlerseniz diye yazıyorum. Stan ve bir kadının (kim olduğunu hatırlayamadım) cam kenarında çekilmiş fotoğrafları var. Sizce bu fotoğrafların sol taraflarının o kadar geniş olmasının sebebi, camdan bize göstermek istedikleri uzaylı varlık mı yoksa foto-kompozisyon açısında mı zengin?

Stan Romanek artık iyice fenomen haline gelmeye başladığında bazı devlet kuruluşlarının dikkatini çekmiş olacak ki, asker tipli kişilerden dayak yemiş, ölüm tehditleri almış. Resmen ağzını burnunu kolunu bacağını kırmışlar. Burada biraz inandığımı söyleyebilirim. CIA, FBI ya da bilinmeyen gizli örgütler tarafından olayın üstü örtülmeye çalışılmış da olabilir. Yine darp raporları alınmış, iş yerinde yediği ölümcül dayağı herkes izlemiş, bir kişi polisi çağırmayı akıl edebilmiş.

Olaya fizikçiler, matematikçiler dahil olmuş, sebebi ise uzaylılar tarafından Stan’in kafasına işlenen Drake Denklemi.

Drake denkleminin ne olduğunu bu linke tıklayarak okuyun lütfen

Alanında ustalaşmış fizikçilerin bile pek anlayamadığı Drake denklemini Stan kağıda dökmüş. Stan bu denklemi nasıl biliyordu? Yine cevabı olmayan sorular.

Stan Romanek belgeselini izledikten sonra kabus görmüştüm. Çocukluk travmam olan evin bodrumundayım. Hemen üstündeki odadan tak tak ses geliyordu. Yukarı çıkarken “Babaneee” diye bağrıyorum. Korkuyu iliklerimde hissediyorum ama. Babaannem diyor ki, “Askerden geldi”. Kabustan uyandıktan sonra babaannemin neden böyle bir şey söylediğini düşündüm aklıma hiçbir bağlantı gelmedi. Mutfağa su içmeye giderken ürkek ceylan yavrusu gibiydim. Farklı bir korku bürümüştü. Anlam veremedim, düşünürken alarmın çaldığını duydum. Sabah olmuştu. Haydi çalışmaya…

Çarşamba akşamı

İş çıkışı spora gittim. uzun zamandır aynı hareketleri yaptığım için ve vücudun farklı hareketlere vereceği tepkiyi görmek için programımı değiştirmeye karar verdim. Bir sonraki spor gününde yeni hareketlere merhaba diyeceğim. Saat 22:33 oldu bu satırları yazarken. Artık yatağa çekilip, dizi izleyip uyuma vaktidir.

Huawei Mate10 Lite

Bu paragraf Cumartesi gecesi yazılmıştır. Anamın Samsung Galaxy A3 telefonu hem küçük ekranlıydı hem de yavaştan bozulmaya başlamıştı. Bir güzellik yapayım dedim ve iş yerinden satın aldım. Anacım Youtube üzerinden milyarlarca örgü videosu izliyor. İzlediğini de örüyor diyebilirim. Battaniye falan da örmüşlüğü var. Bir ara bir kadın ördüğü battaniyeye 600 Tl vermiş ama kabul etmemiş. Emeğini satamamış. Özelliklerinin iyi olduğunu düşündüğüm ve nispeten ucuz bir telefon olduğu için tercihim Huawei Mate10 Lite oldu. Hediye aldığım için “şunu alıyorum sana” diyemedim. “Ay ne gerek vardı bu bana yetiyordu, şimdi buna nasıl alışıcam ben” diyordu ama alışması kolay oldu çünkü işlemsel olarak aynıları sayılırdı. Sadece aynı ses zilini bulamadım. Büyük ekranlı olması Youtube videolarını izlerken rahatlık sağlayacak. Bu arada Huawei telefonları gerçekten iyiymiş. Bir ara gözüm Xiaomi telefonlara kaymıştı ama bu iyiydi. iPhone telefonum bozulursa kendime
Xiaomi M8 almayı düşünüyorum. Anamın telefonunu Perşembe akşamüstü aldım.

Tüyler ürperten olaylar

Günlerdir konuştuğumuz mangal organizasyonunu nihayet Cumartesi günü gerçekleştirdik. Dört kişiyle güzel güzel mangalımızı yedik. Standart futbol ve karı kız muhabbetimizi yaptıktan sonra konu bir anda bir arkadaşımıza musallat olan üç harflilere geldi. Konuyu yazmasaydım iyiydi zira ben korkarım biraz. Şimdi detay yazıp daha da korkacağım ama olsun siz de okuyun bilin. Eski çalışma arkadaşımız baş rolde. Bazı sağlık sorunları var diye Mart ayında hiç halı sahaya gelmemişti. Onunla daha samimi başka bir arkadaşta bize “ayağında sorun var” demişti. Olayın iç yüzünü hiç bilemedik. Taa ki bu güne kadar.

Başlarına gelen garip olaylardan şüphelenip bir hocaya gidiyorlar. Hoca bir şekilde arkadaşımızın ev halini görebiliyor, sürekli telefonla arayıp “şunu yap bunu yap” şeklinde talimat veriyor. Bir defasında aradığında “kus” demiş ama lavaboya değil, tuvalete kusmasını söylemiş. Don atlet yatmasını söylemiş. Bu ritüel nasıl bir şey bilemediğim için garip geliyor hala. Sonra tekrar aradığında “üzerinde şimdi bornoz var kurulan giyin” demiş. Bizimkisi şok, bizimkisi iptal. Arkadaşımız hocayla yüz yüze görüştüğünde üç tane üç harflinin dadandığını öğrenmiş. Evde yatarken pijamasının çıkıp kafasına gelmesini hayretle karşılamış. “Buraya nasıl geldi bu” diye düşünürken tekrar hocaya gitmişler. Hoca bira daha detay verip bu üç harflilerin 12, 15 ve 18 yaşında olduğunu söylemiş. Muhabbetin başını kaçırdığım için musallat olanların nasıl musallat olduğunu kaçırmışım. Az çok hatırladığım işin içinde bir muskanın olduğu. Öyle böyle 1 ay denilenleri yapıp üç harflilerden kurtulmuş.

El vermek?

Mangaldaki arkadaş başka bir konuya geçmişti. Fal bakarak don rengine kadar bilen insanlardan konuştuk. Benim de başıma benzer bir iki olay geldi fakat bu falcı biraz farklı. Karşısındaki kişiye ait en ufak detayları bile söyleyebiliyormuş. Bir arkadaşının babasının yıllar önce evinin altında gömülü olan altınlardan bahsetmiş mesela. Sonra aynı adamın karısını aldattığını, nerede, ne zaman, nasıl bir durumda aldattığını bile söylemiş. Bunu kahve falıyla söylemiş. Kadın bu fallardan hiç para talep etmemiş. Öğretmen olarak Ankara’ya atanmış. El vermeyi, el almayı kan bağı olan birinden güçlerini almak şeklinde tanımlayabiliriz. Dini bir takım ritüelden sonra güçleri karşıya aktarabiliyorlarmış. El vermeyi ilk defa bugün duydum. İnternette çok fazla bilgi var, tuhafınıza gittiyse araştırabilirsiniz.

Gecenin devamı…

Mangaldan sonra 10-11 maça gitmek için yola koyulduk. Yoldayken diğer arkadaş benzininin bittiğini mesajlamış. Biz maça yetişeceğimiz için diğer arkadaşı aramasını söyleyip devam ettik. Diğer arkadaşta petrolden benzin alıp gitmiş. Bol koşuşturmanın ardından iki golle süsledim ağları. Zevkli ve yorucu bir maç oldu. Maçtan sonra arabası yolda kalan arkadaş aradı. “Gel bira içelim” dedi. Mangal esnasında bir bira ile kendimi ödüllendirecektim fakat maçtan önce şişirmesin diye erteledim. Maç çıkışı yanlarına gittim ve bir Efes Malt içerek gecemi neşelendirdim. Şuan saat 01:17 ve kabak çekirdeği yerken yazıyorum bu satırları. Artık uyuma vakti. Yarın ola hayrola.

Ve pazar…

Standart uyanma saatim 11 gibi uyandım. Yine her zamanki gibi sosyal medyaları karıştırdım. Bir saat kadar telefonla ilgilendim. Fotoğraftaki gibi bir kahvaltı yapmadım. Biraz bayık gelebilir ama yarım kır pidesi ve iki lahmacun yedim. Şu an saat 12:18. Sabah kahvaltısı olarak düşünülemez herhalde, öğlen yemeği olarak yedim ben onu. Gün neler getirecek bekleyip görelim.

Güncelleme saati Pazar 23 suları..

Standart mesai saatimi bitirdim. Bisiklete atladık arkadaşla sohbet ede ede sürdük. Evlere dağılırken yüz metre ileriden kasap havası sesi geliyordu. Düğün falan var sandım ama benzeri bir iş dönüyordu. Bir kahvaltı salonunda sandalyede hanım bir kız oturmuş, damadı oynatıyordu. gece gece acele düğün mü yapıyorlardı anlamadım. Bildiğin düğün salonuna çevrilmiş. Kızın üzerinde gelinlik yoktu, kırmızı abiyemsi bir şey giymişti. Bu da böyle bir anı olarak, bir süre hafızamda kalacak.

Elmamdan son ısırığı alarak yazıyı bitiriyorum.

2
Kimler Neler Demiş?

avatar
1 Konuya verilen yorumlar
1 Yorumlara verilen cevaplar
2 Takipçiler
 
En çok cevap verilen yorum
En yeni yorumlar
2 Yorum sahibi
KuzgunMustafa Son yorum yazanlar
  Yazıya abone olun  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Mustafa
Ziyaretçi

Selam kuzgun. Dolu dolu güzel bir yazı olmuş. Arkadaşının başına gelen üç harfli meselesi hakkında detaylar varsa öğrenmek isterim. Yakın zaman önce bir yakınımın evinde bizde muska gibi birşey bulduk. İşin garibi muskayı bulduğumuz evde, kısa süre önce biri öldü biride ağır bir ameliyat geçirdi. Başlarına gelen şeyin sebebinin bu muska olduğundan şüphelenip muskayı en yakın cami imamına götürdük. İmam üçgen şeklinde olan kağıdı almadan önce dua okudu sonra kağıdı eline aldı. Kâğıtta 18 satır dan oluşan arapça birşeyler yazıyordu. İmam kağıdı yakmamızı söyledi bizde yaktık ve gömdük. İmamın dediğine göre yakınıma bunu yapan kişi, kıskançlık sebebi ile yapmış. Korkunç… Devamını oku »